İlk izlenim ve gözlemler…

İlk izlenim ve gözlemler…

İngilizce konuşabilen Vietnamlı sayısı oldukça az, turistik işletmelerde çalışan personeller de dahil İngilizce bilenleri, aksanlarından dolayı anlaması oldukça güç ama gözünüzü çok da korkutmayayım bir şekilde anlaşıyorsunuz.

İstanbul’da nasıl ki zenciler dikkat çekiyor ve meraklı bakışlara maruz kalıyorsa, bizler gibi Asyatik yüz hatalarına sahip olmayan turistler benzer bakışlara maruz kalıyor.  Bir çok kez sadece “Merhaba” demek, sohbet etmek isteyen Vietnamlılar tarafından durdurulduk ve fark ettik ki hiç biri Türkiye’nin nerede olduğunu bilmiyor. Doğal olarak biz de hemen fikir edinmelerini sağlayacak paylaşımlarda bulunduk. Açıkçası gelmeden çantamıza neden nazar boncukları gibi küçük hediyelikler atmadık diye de ah ettik.

Vietnamlılar genel olarak çok içten ve samimiler.  Bir çok ülkenin aksine bize sokulan , konuşmak isteyen insanların art niyetli olmadığını söyleyebilirim. Fakat turistik bölgelerde sürekli bir şeyler satmaya çalışan satıcılar zaman zaman can sıkıcı olabiliyor. Seyyar satıcılara “How much?” dediğiniz de sorduğunuz şeyi satana kadar peşinizi bırakmıyorlar, gerçekten almaya niyetli değilseniz soru sormanız tavsiye edilmez. Türkiye’deki gibi pazarlık burada da oldukça yaygın bir alışkanlık, özellikle seyyar satıcı ve tezgahlardan bir şey alınıyor ise. Mağaza, cafe ve marketler ise bizde olduğu gibi etiket / menü fiyatının dışına çıkmıyorlar.

Vietnamese

Bahşiş yaygın değil, ama açıkçası biz hizmetini beğendiğimiz her yerde bahşiş bıraktık,   Bazı mekanlar % 5-10 civarında bir servis ücretini hesaba ekliyorlar.

Motosiklet en yaygın ulaşım aracı. 10 milyon nüfuslu Saygon’da 8.5 milyon motor varmış. Bunun en büyük nedeni trafik sorunu ve tabii ki maliyeti azaltmak. Bir motora çoluk çocuk ailece binen (yani 3-4 kişi) oldukça insan var, biz 4 yetişkin gördük , rekor ise 7 kişiymiş :))

Trafik ışıklarının neredeyse hiç bir amacı yok gibi, yeşil, sarı ve kırmızı hepsinde geçebilirsiniz tabi bu söylediğim araçlar için de geçerli 🙂 En önemli kural şu asla karşıdan karşıya geçerken durma, yürümeye devam et. Biz İstanbullular için çok büyük bir mücadele değil ama gene de bir adaptasyon süreci gerekiyor.

Kaldırımda yürürken de gözü dört açmak gerek: Eğer dükkanlar veya motorlar tarafında işgal edilmemiş ve size yürüyebilecek yer kalmış ise her an sağınızdan solunuzdan bir motor geçebilir veya bir araç üstünüze kırıp dönmeye çalışıyor olabilir.

İnternetteki araştırmalar, yabancılara motor kiralamanın yasak olduğunu söylüyor. Açıkçası Saygon gibi büyük ve çılgın bir şehirde yasak olmazsa dahi kiralamaya cesaret edemedik, fakat Hoi An, Da Dang gibi sayfiye yeri tadındaki şehirlerde biraz ekstra dikkatle motorla rahatlıkla gezilebilir. Zaten buralarda pratik yapınca büyük şehirlerdeki motor trafiği de korkutucu olmaktan çıkıyor. Özellikle şehrin yirmi / otuz km dışında kalan ve mutlaka görülmesi gereken yerler için motor kiralamak hem  bütçeye uygun hem de çıldırtan sıcaklarda efil efil yolculuk yapmak gerçekten çok güzel…

Mevsimlere gelince burada 4 mevsim yok, sadece 2 mevsim var: Islak ve kuru. Bölgesine göre değişmekle birlikte bizim yaz dediğimiz dönem genelde ıslak / yağmurlu mevsim olarak geçiyor , dolayısıyla nem oranı çok yüksek, yapış yapış hissediyor, gün de iki üç duş alıp bir kaç kez kıyafet değiştiriyorsunuz. Ona göre bol tshirt getirin derim. Yağış dediğime bakmayın tüm gün yağmura hiç denk gelmedik, hava güneşli iken birden bulutlar görünüp, şakır şakır bir yağmur yağıyor (en uzunu 2 saat sürdü, iyi bir yağmurlukla gezmeye devam edilebilir) ve güneş tüm yakıcılığı ile tekrar ortaya çıkıyor.  Bu sıcağa rağmen bir çok Vietnamlıyı  kapüşonlu sweatshirt ve pantolonlarla görebilirsiniz. Bizdekinin aksine burada beyaz kalmak pek bir moda. Yüzünde maske ile dolaşanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok, hava kirliliğindenmiş. %80-90 ı yeşil olan ülke de bu durum oldukça ilginç geldi.

Para birimi Dong kısaltması ise VND. 100.000 dong 2016 Haziran için 13 TL civarında. 100.000-150.000 dong ile sokak üstü lokal restoranlarda 2 kişi çok rahatlıkla karnınızı doyurabilirsiniz. Biraz daha kalifiye bir yerde yemeyi tercih ederseniz bu rakam 300.000 – 400.000 civarında olacaktır.

En önemli şeyi en sona bıraktım, belki bilenleriniz vardır: Vietnam dünya üzerindeki en büyük 2.kahve üreticisi, dolayısıyla kahve severler mutlaka not alsın:

Cà phê đá: Damıtma usulü hazırlanan sade filtre kahvenin içine atılan bolca buz ile servis ediliyor. Oldukça yoğun ve sert , içilebilir hale gelmesi için buzların eriyip kahveyi sulandırması gerekiyor.

Cà phê sữa đá: Kahveyi severim ama sert içemem diyenler tatlandırılmış süt ile yapılan versiyonunu deneyebilir. Süt diyorum ama bu oldukça yoğun kıvamda ve oldukça şekerli bir türü, condense milk olarak soruyorlar, şekerli sevmeyen birazcık koklatsın yeter.

Vietnamdaki kahve zincirlerinden en çok dikkat çekeni Highlands fakat hemen her cadde, sokak ve köşede kahve yapan bir yer bulmak mümkün. Eşe, dosta, kendime alayım, evde yaparız diyenler marketlerde rahatlıkla bulunabilen Trung Nguyen markasını tercih edebilir.

Şehirler hakkındaki ipuçları da çok yakında…

Hakkında esrasakin

Bir yorum

  1. Cok sahane bir yazı olmus, hele ki benim gibi yakın zamanda Vietnam’a gidecekler için super tiyolar içeriyor.
    Çok tesekkurler Geziendo! 🙂

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top