Bristol – Bath – London

Bristol – Bath – London

London

02 Temmuzda 2010 evlenecek canım arkadaşım Duygu’nun  davetiyesini alır-almaz bir türlü yerinde durmamış ve tüm paraları balayında tüketmiş olan biz (kocam ve ben) , ne yapar eder bu düğüne gider, gitmişken de biraz daha gezeriz dedik.

Bristolde yaşayan ve bir arkadaş davetinde tanışıp, birbirlerinden çok etkilen Duygu ve Anthony evlenmeye karar verince ailelerinin de desteğiyle çok renkli ve keyifli bir düğün planlarlar. Resmi nikah dairesinde imzayla başlayan gün, otelde yemek ve kilise nikahıyla devam eder. Gece ise kilisenin salonunda Anthony’nin arkadaşlarının canlı müziği eşliğinde çılgınlar gibi eğlenilir…

Biz bu hikayenin neresinde miyiz, makyözü, fotoğrafçısı, bridesmaid-i , best  friend-iyiz …

İnanılmaz bir düğünün ardından yeni evli çiftle birlikte ertesi gün bir çok eski dönem filmine mekan olan Bath’e gidip İngiltere’de olmanın tadını çıkaralım dedik. Romalılar tarafında kaplıca olarak kurulmuş ve bu nedenle de Bath ismi alan bu tarih kokulu güzel şehri bir günde en hızlı gezebilmenin tek yolu olan sightseeing otobüslerini kullanmaya karar verdik. Bath aslına bakarsanız bir kaç gün harcanabilecek , tarihi dokusu insanı büyüleyen bir mekan. Maalesef biz biraz hızlıca geçiştiriverdik gibi.

Sightseeing esnasında mimari özellikleriyle ilk dikkat çeken yapılar arasında Bath Kraliyet Tiyatrosu, Lansdown Crescent, Royal Crescent, The Circus ve Pulteney Köprüsünü var…

Bath gezisinin akşamı trenle Londraya geçip üniversiteden arkadaşım Ahmet ve Asenayı ziyaret etmek üzere yine yollara düştük. Ben ilk Londra ziyaretimi yine Ahmet le yapmıştım. Kısmet ikincisinde de beraber gezmekmiş. Haftasonuna denk getirip biraz birlikte vakit geçirme şansımız oldu, sağolsun Asena ve Ahmet tüm Pazar günlerini bize ayırıp kimbilir kaç defa gezip gördükleri bu kasvetli ve aksanlı şehri bir de bizim için arşınladılar. İlk durağımız zamanın miladı Greenwich ti (Hani bilgisayarda zamanı ayarlarken +2 GMT  falan yazar, yani Greenwich Mean Time) hah işte orası …

Türküz ya bir sonraki durak elbette London Eye’dı, bindik mi, tabiki hayır, onun yerine önünde birbir bir oynadık :)) Ertesi gün Pazartesi olduğunundan kocamla başabaşa kalınca, biraz müze, biraz alışveriş (Camden Town) derken gün bitiverdi. Londra hakkında bir çok şey eminim Google da vardır, benim burada şuraya gidiyin, bunu görün demem oldukça abes olacak. Ama çok keyifle izlediğimiz Sister Act müzikalinden bahsetmeden edemiyeceğim, sinemalarda Whoopie Goldberg in başrolünü oynadığı Yırtık Rahibe filminin müzikal versiyonu. Oldukça keyifliydi. Olmazsa olmaz’lar arasına bir müzikal eklemeyi unutmayın derim…

Tarih: 29 Haziran – 5 Temmuz 2010

Hakkında esrasakin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top